Öne Çıkan Haberler - Firma Haberleri
Ören Otelleri

Warning: Wrong parameter count for strpos() in F:\root\vhosts\akcayotelleri.net\httpdocs\wp-content\themes\rehber\sistem.php on line 343
Ören, köyün bilinen ve anlatılan tarihi 1908 yıllarına dayanmaktadır..1908 yılından önce komşu köy olan Danişmentin mahallesi olarak geçmektedir. O zamanlarda da hayvancılığın yaygın olmasından dolayı şimdiki ören köyünün olduğu yer köylülerin merası olarak kullanılır. .Burada hayvanlar otlatılır. Sonrada geri getirilir. Meranın hayvancılığa elverişli ve suyunun bol olması köylülerin buraya yerleşmesindeki sebeplerden olmuştur. Kültür Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur. Coğrafya ve İklim Köyün iklimi, bozulmuş Akdeniz İklimi etki alanı içerisindedir. Balıkesir’e 67 km., Balya ilçe merkezine 17 km.uzaklıktadır. Nüfus Yıllara göre köy nüfus verileri 2007 202 2000 247 1997 Ekonomi Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Arazi engebeli olmasına rağmen toprakları verimlidir. 120 hektar arazisi vardır. Bu arazinin yaklaşık 87 hektarında tarım yapılmaktadır. Köyde 121 büyükbaş,1350 küçükbaş hayvan vardır.Köyde bağcılık ve üzüm pekmezi önemli bir tutar. Üzüm pekmezinin ticari olarak katkısı büyüktür.
10 Nisan 2014'de eklenmiş
Küçükkuyu Otelleri

Warning: Wrong parameter count for strpos() in F:\root\vhosts\akcayotelleri.net\httpdocs\wp-content\themes\rehber\sistem.php on line 343
Küçükkuyu, Mitoloji tanrılarının balaylarını geçirdiği, Afrodit’in Hermes’le aşk yaşadığı, Paris’in Helena’ya aşkını sunduğu zümrüt taçlı efsanevi İda (Kaz) Dağı’nın eteklerindeki Küçükkuyu’ya hoşgeldiniz.Çanakkale İline bağlı beldemiz Küçükkuyu, Doğal güzellikleri, denizi, deniz ürünleri, şifalı suları ve bitkileri, temiz havası, taş yapıları, tarihi değerleri ve tabii ki zeytin-zeytinyağları ve üç bin yatak kapasitesi ile turizm alanında atılım yapma potansiyeline sahip kapasitesi ile, Edremit Körfezi’nin ve dünyanın gizli turizm cennetlerinden bir tanesi. Küçükkuyu’nun temiz denizi ve şirin bir balıkçı limanı var. Balığı her zaman bol. Güzel motelleri ve düzenli yapılanması ile dikkat çekiyor. Küçükkuyu da tüm Kuzey Ege’ye hakim zeytin ağaçlarından kısmetine düşeni almıştır. Dünyanın en nefis, düşük asitli ve kendine has güzel kokulu zeytinyağı bu bölgede yetişen zeytin ağaçlarından çıkar. Çanakkale’nin Küçükkuyu beldesinin körfeze hakim iki köyü var ki diğer köylere pek benzemez. Neden derseniz eğer; Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınan bu köyler, Rum ve Türk kültür izlerini taşıması ve orijinal taş yapısıyla yerli ve yabancıların dikkatini çekmesinden dolayı özel bir konuma getirilmiş. Köyler, doğal dokusu, dağ ve denizin muhteşem uyumlu ahengi sayesinde soft turizm açısından gelecek vaad ediyor.Yaz aylarında irili ufaklı bir çok yatın demirlediği Küçükkuyu sahillerinde deniz ürünlerinin ve yöreye özgü ot yemeklerinin (Semiz Otu, Evegömeci, İndibağ, Arapsaçı, Acıfiliz, Gelincik, Labada vs.) her çeşidini birbirinden kaliteli restorantlarda cazip fiyatlarla yiyebilirsiniz. Deniz, dağ ve termal turizmin birarada yaşandığı bu güzel beldede keyifli tatiller geçirmeniz dileğiyle… Küçükkuyu’nun en meşhur yerlerinden biridir.Altar, kelime anlamı ile sunak demektir. Tanrı Zeus, Troy ile Akha’lar arasındaki savaşı bu sunaktan izlemiştir. Sunağın altında bulunan oda büyüklüğündeki, içinde su bulunan sarnıça Zeus Mağarası denmektedir. Homeros’un İlyadası’nda Tanrı Zeus’un Hera’yı gördüğü ve aşık olduğu yer olarak anlatılan Zeus Altarı, Küçükkuyu’dan 3 km uzaklıkta bir tepenin üzerindedir. Edremit Körfezi’ne kuşbakışı bakan ve çok güzel bir panoramaya sahip olan Altar’ın hemen yanında Çanakkale Savaşları’na katılan Erdem Dede’nin yatırı bulunmaktadır. Şifalı sularında derman aramaya gelenlerle dolup taşan kaplıcalar rivayete göre Afrodit tarafından bulunmuş. Tanrıça Afrodit tarihte bilinen ilk güzellik kraliçesidir. Cüzzam hastalığına yakalanarak güzelliği kaybolan Afrodit, Tanrı Zeus tarafından yanından uzaklaştırılır. İda Dağı’nda gezerken bir kurdun suyun çıktığı mağaraya girdiğini görür. Buradan çıkan 42°lik şifalı sularda hergün yıkanan Afrodit cüzzamdan kurtularak eski güzelliğine yeniden kavuşur.Afrodit Kaplıcaları’nda 5 kişilik bir havuz ile 5 tane küvetli banyo odası var. Su sıcaklığı 43°, Ph değeri 7’dir. Konaklama imkanı olan kaplıcalar çam, zeytin ve meyve ağaçları arasında sakin, sessiz ortamıyla huzur veriyor. Küçükkuyu’ya hayat veren Mıhlı Çayı cömertçe sergilediği doğal güzellikleriyle mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. Bölgeye giden yolun 5 km sonrasında karşınıza çıkan Başdeğirmen mıntıkası ünlü bir mesire yeridir. Mıhlıçay’ın bereketi toprağa öyle yaramış ki, ağaçlardan gökyüzü görünmüyor. Burada Rumlardan kalma bir değirmen var. Su yolları ve taşları aynen muhafaza edilen değirmen restore edilmiş. Roma döneminden kalma kemerli bir köprü de bu değirmene eşlik ediyor. Değirmenin bir kaç km sonrasında yüzülebilecek ölçülerde harika bir gölet ve bu gölete akan harika şelaleler bulunmaktadır. Küçükkuyu-Assos arasında bakirliğini korumuş harika koylar vardır. Tertemiz deniz suyu etkiler insanı. Kadırga Koyu, iyi bir turizm beldesi olmaya aday yerlerden bir tanesidir. Aynı zamanda doğal yaşamın tahrip edilmemesi için doğal sit alanı ilan edilmiş. Kadırga Koyu’nda bugüne kadar irili ufaklı 14 turistik tesis yapılmış, ama hiç birisi doğayı bozmamıştır. Gürültülü şehir yaşamından uzaklaşmak isteyen insanların aradıkları yer burasıdır diyebiliriz. Kadırga Koyu’nda sizi rahatsız edebilecek tek gürültü kuş sesleridir. Aynı zamanda Mavi Bayrak sahibidir. Doğayla tarihin, dağla denizin iç içe geçtiği Assos;Aristo’nun yüzlerce yıl önce kurduğu felsefe okulu, Midilli Adası’nı kucaklayan antik kenti ve bohemlerin tercih ettiği iskelesiyle, yüzyıllık taş evleriyle modası hiç geçmeyecek bir klasiktir.Ünlü Athena Tapınağı M.Ö. 6.yüzyılda burada inşa edilmiştir. Dor tarzıyla yapılmış olan bu tapınak yeniden restore edilmiştir. Tapınak kalıntıları arasından sızan ay ışığını görmek için orada bulunmalı ya da erken kalkıp Akropol üzerinden şafağın doğuşunu, tepeden Edremit Körfezi’nin muhteşem manzarasını görmelisiniz. Böylece neden bu cennet gibi bölgenin seçildiğini taktir edeceksiniz. Gezilecek Yerler Kazdağları Behramkale – Assos Kadırga Koyu Zeus Altarı Başdeğirmen – Mıhlı Şelalesi Afrodit Kaplıcaları
10 Nisan 2014'de eklenmiş
Kazdağları Otelleri

Warning: Wrong parameter count for strpos() in F:\root\vhosts\akcayotelleri.net\httpdocs\wp-content\themes\rehber\sistem.php on line 343
Kaz Dağı, ya da Kaz Dağları olarak iki biçimde adlandırılan dağ büyük ölçüde Biga Yarımadası’nda uzanmaktadır. Kaz Dağları, batıda Dede Dağı, ortada esas Kaz Dağı ve üç tepesi (kuzeyde Babadağ, ortada Karataş tepe, güneyde Sarıkız tepesi) doğuda Eybek Dağı, kuzey doğuda Gürgen Dağı ve Kocakatran Dağı’ndan oluşur. Üç tepesi olan esas Kaz Dağı’nın en yüksek tepesi 1774 metre olan Karataş tepesidir ve Balıkesir’in Edremit ilçesi Güre beldesinin kuzey-kuzey batı istikametine düşmektedir. Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Ayazma mesire yeri ise Kaz Dağı zirvesinin kuzey batısına düşmektedir ve mesire yerine ulaşmak için Bayramiç’ten yaklaşık 17 km’lik Evciler Beldesi yolunu takip edip Evciler’den sonra 6 km’lik yol aşılarak ulaşılabilir. Bölgedeki en önemli merkez Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu ve Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Altınoluk beldeleridir. Bitki örtüsü Kaz Dağı çevresi büyük ölçüde ormanlar ile kaplıdır ve yakınında yerleşim oldukça seyrektir. Üst yokuşlardaki ormanlar başlıca Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) Türkiye’de yalnızca Kazdağı’nda yetişen endemik bir göknar alt türüden oluşur.Dağın kuzey yamacında alt kesimlerde meşe ve bazı maki elemanları görülür.daha yükseklere çıkıldıkça meşe-kestane-gürgen meşe-karaçam görülür.Kayın da kazdağı bitki örtüsünün önemli bir kısmını oluşturur.Yaklaşık 600-700 m yükseklikten sonra kazdağı göknarı ile birlikte güzel görüntüler oluşturmaktadır. 10 Eylül 2012 tarihinde, saat 13:30 civarında çıkan ve 11 Eylül akşamı kontrol altına alınabilen, Kaz Dağları eteklerindeki 5 milyon metrekarelik alanı etkileyen bir orman yangınında çıkmıştır. Yangında ağırlıklı olarak kızılçam ve karaçam ile az miktarda zeytin ağacı ve tarım arazisi yanmıştır. Akarsular Batıdan Tuzla Çayı ve Kara (Skamandros) Menderes Çayı, kuzeyden Gönen Çayları doğar. Yarımadadaki önemli akarsulardan Karamenderes ve Biga Çayı ile çevredeki köy ve diğer yerleşim yerlerine içme suyu sağlayan küçük ölçekli kaynaklar bu dağdan doğmaktadır. Kazdağı Millî Parkı Balıkesir, Edremit’te yer alan doğa temalı milli parkdır. Marmara ve Ege bölgeleri arasında sınır oluşturan Kazdağı’ndan ismini alır. Bulunduğu geçiş iklimi ve yakın bölgedeki tek yüksek dağ olan ve ayrıca Biga yarımadasında doğu-batı doğrultusunda uzanan dağ arazilerini kapsar. Kazdağı etrafında efsaneler Kazdağları ve çevresinde anlatılan hikâyeler, ritüeller ve çeşit çeşit inanışların temelinde miras olarak bir sonraki nesle kalmış, sentezlenmiş bir kültürün varlığını hissedilir. Bölgeye yerleşen bir halk önceki halkların sözlü mirasına kendilerinden de eklentiler yaparak yeni yeni anlatılar ortaya çıkarmıştır. M.Ö. 7000’li yıllardan günümüze kadar motifler ortak olarak kullanılmıştır. Yöredeki milletler, dinler ve mezhepler sürekli değişmekle beraber, değişmeyen “havasından mıdır yoksa suyundan mı”dır bilinmez insanların düşünce tarzı oldu. Mitolojide, doğa şartları insan zihnini etkileyen en temel faktör olarak karşımıza çıkar. Yüksek ve heybetli bir dağ, denize akan bir nehir, bazen taşlık bazense bereketli bir toprak , deniz ticareti yapamaya elverişli kıyılar: Troya, Sarıkız, Hasanboğuldu anlatıları için son derece uygun koşullar yörede hazır bulunmaktadır. Kazdağı, söylenceler açısından da oldukça zengindir. Adı antik Grek mitolojide İda olarak geçimektedir. Antik dönem efsaneleri Kazdağı, Antik dönemlerde “İda” olarak adlandırılmış ve pek çok önemli olaya ev sahipliği yapmıştır. İsminin Giritli denizciler tarafından, Girit’te Zeus’un doğduğu İda Dağı’na atıfta bulunmak için İda konduğu mitolojide yer alır. Bundan ötürü dağ Yunan mitolojisinde önemli bir yere sahiptir. Homeros’un İliada destanında “bin pınar İda” olarak geçmektedir. Homeros İlyada’da ‘‘Bol pınarlı, vahşi hayvanların anası’’ olarak İda Dağı’ndan sık sık bahsediyor. Efsaneye göre Hera, Afrodit ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan o meşhur güzellik yarışması burada yapılmış, Zeus burada doğmuş, anrılar Truva Savaşı’nı buradan izlemiş ve Afrodit ilk kez burada aşık olmuş. Küçükkuyu’nun kuzeyinde, Adatepe köyünün güneyindeki geniş bir alana hakim bir tepede Zeus Altarı isimli bir tapınak bulunmaktadır. Rivayet olunur ki, yüce Zeus bu tepede Afroditle sevişir ve bir yandan da savaş yönetirmiş. Kaz Dağı Sarıkız Efsanesi Kaz Dağı’nın İran’a kadar uzanan bir İslami Sarıkız efsanesi vardır. Kazdağları’nın en ünlü Islami efsanesi Sarıkız inanışıdır. Sarıkız efsanesi Türkmen köylülerinin söylencelerinde buyuk yer alır. Çeşitli versiyonları mevcuttur.
10 Nisan 2014'de eklenmiş
Güre Otelleri

Warning: Wrong parameter count for strpos() in F:\root\vhosts\akcayotelleri.net\httpdocs\wp-content\themes\rehber\sistem.php on line 343
Güre, antik tarihe kadar uzanan geçmişiyle, özellikle binlerce yıllık kaplıcalarıyla arkeologların ve bilim adamlarının ilgisini çeken yerlerden bir tanesi. Güre yakınlarında yer alan Astyra antik yerleşim yeri ünlü coğrafyacı Strabon tarafından Mysia´ya bağlı olarak gösteriliyor. İçinde Artemis´in kutsal alanı olduğu söylenen Astyra´dan ve yakınlarda bulunan “Sapra” adındaki bir su kaynağından söz ediliyor. Güre Kaplıcaları´nın antik hamam yapılarını gün ışığına çıkarmak için 2007 yılında başlatılan ve Doç. Dr. Ahmet Yaraş ve ekibinin yürüttüğü kazı çalışmalarında, kazı alanının 1 km yukarısında kilise kalıntısı tespit edildi. Bu buluntudan sonra Artemis´in kutsal alanının bu bölgede olabileceği ihtimali de kuvvetlenmiş oldu. Ayrıca yapılan kazılarda bulunan Afrodit Sikkesi de, özellikle ilgi çeken parçalardan bir tanesiydi. Bugünkü Gölcük ile Yerkese mezarlığı ile Konak ve İmampalamutluğu üçgeni arasında görülen bazı izler, Doymuş Tepesi ile kaplıca yöresinde rastlanan nekropol (mezarlık) kalıntıları, dor tarzı bazı sütunlarla, porfir taşından lahit ile mermerden oyulmuş taşlarda Astyra antik yerleşimine ait izler olduğu anlaşılıyor. Kavurmacılar köyünde ve konaktaki pişmiş tuğla ve toprak kaplar eşya örnekleri ve bazı buluntular, Güre´de yerleşimin M.Ö.4.yy´a dek gittiğini gösteriyor. ARTEMİS Uluslararası kültür ve sanat dünyasında antik kenti simgeleyen bereket tanrıçası olan, uluslararası literatürde de Artemis Astyrene yani Güre Artemis´i olarak geçen bu tanrıçanın heykeli, Güre Belediyesi tarafından Çanakkale yolu üzeri Güre kavşağına dikildi. Güre´ye geldiğinizde sizleri karşılayacak olan ünlü Artemis heykeli, gelen tüm ziyaretçilere bölgenin antik tarihi hakkındaki ilk izlenimi aktarıyor. Artemis, mitolojide Zeus ile Leto´nun kızı, Apollon´un ikiz kız kardeşi, vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçasıdır. Ares´in dostu ve en büyük Yunan tanrıçalarından biridir. Kardeşinden bir gün önce doğup Apollon´un doğumu sırasında annesine yardım etmiştir. Annesinin çektiği acıyı gören Artemis evlenmemeye ve bakire kalmaya yemin etmiştir. Artemis, güzel, endamlı, ciddi yüzlü, tanrısal bir bakiredir. Mitolojiye göre, göğüslerinden bereket fışkırmaktadır. Bu nedenle bereket ve toprak tanrıçası olarak bilinir.
10 Nisan 2014'de eklenmiş
Güre Otelleri

Warning: Wrong parameter count for strpos() in F:\root\vhosts\akcayotelleri.net\httpdocs\wp-content\themes\rehber\sistem.php on line 343
Güre, antik tarihe kadar uzanan geçmişiyle, özellikle binlerce yıllık kaplıcalarıyla arkeologların ve bilim adamlarının ilgisini çeken yerlerden bir tanesi. Güre yakınlarında yer alan Astyra antik yerleşim yeri ünlü coğrafyacı Strabon tarafından Mysia´ya bağlı olarak gösteriliyor. İçinde Artemis´in kutsal alanı olduğu söylenen Astyra´dan ve yakınlarda bulunan “Sapra” adındaki bir su kaynağından söz ediliyor. Güre Kaplıcaları´nın antik hamam yapılarını gün ışığına çıkarmak için 2007 yılında başlatılan ve Doç. Dr. Ahmet Yaraş ve ekibinin yürüttüğü kazı çalışmalarında, kazı alanının 1 km yukarısında kilise kalıntısı tespit edildi. Bu buluntudan sonra Artemis´in kutsal alanının bu bölgede olabileceği ihtimali de kuvvetlenmiş oldu. Ayrıca yapılan kazılarda bulunan Afrodit Sikkesi de, özellikle ilgi çeken parçalardan bir tanesiydi. Bugünkü Gölcük ile Yerkese mezarlığı ile Konak ve İmampalamutluğu üçgeni arasında görülen bazı izler, Doymuş Tepesi ile kaplıca yöresinde rastlanan nekropol (mezarlık) kalıntıları, dor tarzı bazı sütunlarla, porfir taşından lahit ile mermerden oyulmuş taşlarda Astyra antik yerleşimine ait izler olduğu anlaşılıyor. Kavurmacılar köyünde ve konaktaki pişmiş tuğla ve toprak kaplar eşya örnekleri ve bazı buluntular, Güre´de yerleşimin M.Ö.4.yy´a dek gittiğini gösteriyor. ARTEMİS Uluslararası kültür ve sanat dünyasında antik kenti simgeleyen bereket tanrıçası olan, uluslararası literatürde de Artemis Astyrene yani Güre Artemis´i olarak geçen bu tanrıçanın heykeli, Güre Belediyesi tarafından Çanakkale yolu üzeri Güre kavşağına dikildi. Güre´ye geldiğinizde sizleri karşılayacak olan ünlü Artemis heykeli, gelen tüm ziyaretçilere bölgenin antik tarihi hakkındaki ilk izlenimi aktarıyor. Artemis, mitolojide Zeus ile Leto´nun kızı, Apollon´un ikiz kız kardeşi, vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçasıdır. Ares´in dostu ve en büyük Yunan tanrıçalarından biridir. Kardeşinden bir gün önce doğup Apollon´un doğumu sırasında annesine yardım etmiştir. Annesinin çektiği acıyı gören Artemis evlenmemeye ve bakire kalmaya yemin etmiştir. Artemis, güzel, endamlı, ciddi yüzlü, tanrısal bir bakiredir. Mitolojiye göre, göğüslerinden bereket fışkırmaktadır. Bu nedenle bereket ve toprak tanrıçası olarak bilinir.
10 Nisan 2014'de eklenmiş
Akçay Otelleri

Warning: Wrong parameter count for strpos() in F:\root\vhosts\akcayotelleri.net\httpdocs\wp-content\themes\rehber\sistem.php on line 343
Akçay, Orta ve Genç Bronz Çağı´nda (MÖ. 1200 – 1800) Mysia bölgesinde Kuzey Batı Anadolu gruplarının yaşadığı ve konuluşan Mysia dilinin Lydia ve Phrygia dillerinin karışımı olduğu bilinmektedir. Yine bazı kaynaklara göre Antik dönemde Akçay´ın buluduğu bölgede Chrysa ve Killa şehirlerinin bulunduğu, sonraları korsan saldırıları nedeniyle terk edildiği belirlenmektedir. Miladdan önce 9. yüzyılda yaşayan Homeros, şiirlerinde Akçay´ın adının Stoeis olarak geçmesi de, Akçay´ın bulunduğu yerin vaktiyle bir yerleşim yeri olduğunu tayin etmektedir. Akçay´ın bulunduğu yerdeki bu şehirler askeri strateji bakımından çok büyük önem taşıyorlardı. Çünkü çevresinde hemen hemen aynı yıllarda kurulmuş Assos, Thebe, Antandros, Adremyttion, Bergama gibi büyük şehirleri birbirine bağlayan yolun üzerinde, hem de daha önemlisi Avrupa´yı Efes´e bağlayan Haç yolu üzerinde bulunuyordu. Akçay, Edremit ilçe merkezine 8 kilometre uzaklıkta ve Edremit Körfezi´nin avuç içi gibi tam içinde bulunmaktadır. 1880 yılında Akçay Edremit´in bir iskelesi olarak kabul edilir. 1800´lü yıllarda Akçay´da Rumlardan kalma iki katlı bir sabunhane ve birkaç rum evi dışında kahvhane ve balıkçı kulübeleri vardı. Daha sonraki yıllarda Akçay iskelesi ve diğer resmi binalar yapıldı. 1935 yılında hane sayısı 30´a yükseldi. Akçay ismi Kazdağları´ndan gelen Kızılkeçili Çayı´nın Kızılkeçili köyünü geçtikten sonra aldığı isimdir. Akçay Deresi denize döküldüğü yere adını vermiştir. Ayrıca bu derenin Kazdağları´nda beyaz renkli mermer parçalarını sürükleyip getirmesi nedeniyle Akçay ismi verildiği düşünülmektedir. Bugün Akçay Kuzey Ege´nin en önemli tatil yörelerinden birisi olarak hizmet etmektedir. Akçay´ın yerleşik nüfusu 20 bin dolayında olup turizm sezonunda 100-150 bine ulaşmaktadır. Ege’nin masmavi suları ile Kazdağları’nın yemyeşil doğasının öpüştüğü, buz gibi suların aktığı, Kuzey Ege’nin incisi Akçay… Edremit Körfezi’nin kucağında, tertemiz havası, bol oksijeni ile tatilcilerin gözdesi Akçay’ Akçay temiz havası, denizi ve doğal güzellikleri ile tatilcilerin beğenisi kazanmış bir tatil beldesidir. En büyük özelliği ise nüfusu 20 bine yaklaşmasına rağmen şehir su şebekesine ve kapalı şişe suyuna ihtiyaç duymayan yurdumuzun tek tatil beldesidir. Bütün Akçaylılar ve tatilciler, günlük ihtiyaçları olan buz gibi suları 20-30 metre derinlikten artezyen kuyuları ile bol bol sağlarken, Akçay’ın her iki ucunda 60-80 metre derinliklerden elde edilen sıcak sular modern tesislerde hastalara şifa dağıtmaktadır. Birbirine zıt bu iki su zenginliğini birada yaşamak dünyada sadece Akçaylılar’a ve beldeye gelen tatilcilere nasip olmaktadır. Turizmin ve tatilcilerin tercihi Akçay’da Edremit ilçesinden ayrılarak yeni bir belediye kuruldu. Bir çok ilçeden büyük olmasına rağmen daha önce resmi olarak Edremit’in mahallesi konumunda olan Akçay’da 28 Mart 2004 yerel seçimleri sonrası ilk belediye başkanı seçilerek belediye kuruldu. Yaz mevsiminde yüz elli bine yaklaşan nüfusu ile metropol bir kent havasına bürünen Akçay’da, Akçay Belediyesi, henüz yeni kurulmuş bir yerel yönetim olmasına ve sınırlı imkanlarına rağmen profesyonelce bir ruh ile en iyi şekilde hizmet etmeye çalışıyor. ‘ Turizm açısında büyük önem taşıyan Akçay’da deniz turizmi ile ilgili olarak bir çok otel, motel, pansiyon, tatil köyü, kamplar eğlence mekanları bulunmaktadır. Akçay’ın en büyük özelliği içme suyunun bol oluşudur. Bunun bir kanıtı da denizden fışkıran artezyen suralarıdır. Akçay iskelesinin sağ ve sol taraflarında etraf taşlarla çevreli tatlı su artezyenlerini görebilirsiniz. Ayrıca Akçay’ın merkezi Cumhuriyet Meydanı’nda Turizm Danışma Müdürlüğü’nün ön kısımda Kazdağları’nda ki efsanevi Sarıkız’ın heykeli bulunmaktadır. Sarıkız anısına yaptırılan heykelin önündeki havuza Sarıkız’dan dilekte bulunanlarca bozuk para atılır. Sarıkız türbesi de Kazdağı’nın zirvesinde Sarıkız Tepesi’nde bulunmaktadır. Mitolojiden günümüze tarih ve doğa cenneti… Kazdağları (İDA)Antik çağlarda ki adı İDA’ olan Kazdağları mitolojiye göre üç büyük tanrıça arasında geçen dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer olmanın yanı sıra aynı yarışmanın yargıcı ve Troia savaşının çıkmasına neden olan çoban Paris’in büyüdüğü yer olarak bilinir. Paris, Troia Kralı Priamos’la karısı Hakebe’nin en küçük oğludur. Annesi Hakebe, Paris’i doğurmadan önce bir düş görür. Düşünde karnından çıkan bir alev Troia surlarını sarmakta ve alevler tüm kente yayılmaktadır. Falcılar bu düşü yeni doğacak çocuğun kenti yıkıma sürükleyeceği şeklinde yorumlarlar. Bunun üzerine Kral Priamos bebeği İda Dağı’na bırakır. Paris bu dağda ölüme terk edilmiştir. Ancak dişi bir ayı bebeği emzirir, bir süre sonra da bir çoban Paris’i bulur ve büyütür. Paris büyüyüp yakışıklı bir delikanlı olunca bir gün bir düğün davetinde tanrıçalar arasında başlayan güzellik kavgası sonrası baş tanrı Zeus Paris’i hakan tayin eder. Paris, Aphrodit’i en güzel seçer ve altın elmayı O’na verir. Daha sonra Paris Sparta Kralı Menelos’la evli güzel Helene’yi kaçırır ve böylece on yıl sürecek Troia Savaşı?nın başlamasına neden olur böylece falcıların yorumladığı gibi Troia savaşlar sonunda yıkılır. Bu anlamda dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer İda Dağı olması sebebiyle mitolojik önemi bulunmaktadır. Ayrıca Kazdağları’nda yaşanılmış olduğuna inanılan Sarıkız ve Hasan Boğuldu gibi halk hikeyeleri bulunmaktadır. Kazdağları Milli Parkı Biga Yarımadası üzerinde Edremit Körfezi’nin kuzey kıyısını takiben doğubatı yönünde 60-70 kilometre uzanan Kazdağı, batıda Ege Denizi boyunca ve kuzeyde Marmara Denizi?ne doğru, araya nehirleri ve vadileri alarak devam ediyor. Karataş Tepesi 1774 metre ile Kazdağı’nın zirvesini oluşturuyor. Onu 1767 metre ile Babadağı Tepesi ve 1726 metre ile Sarıkız Tepesi izliyor. Üçü de Türkmenlerin Cılbak olarak nitelendirdiği ağaçsız bir kütlenin üzerinde yer alıyor. 21.300 hektarlık bir alana yayılan Kazdağı Milli Parkı, 17.04.1993 tarihinde Resmi Gazete’de ilan edilmiştir. Kazdağı Milli Parkı?na rehberlerle birlikte ve Milli Parklar Mühendisliği’nden izin alarak girilebiliyor.
10 Nisan 2014'de eklenmiş
Edremit Otelleri

Warning: Wrong parameter count for strpos() in F:\root\vhosts\akcayotelleri.net\httpdocs\wp-content\themes\rehber\sistem.php on line 343
Edremit, Türkiye’nin batı kıyısında Balıkesir İl sınırları içerisinde bulunan bir ilçe merkezidir. Kendisiyle aynı adı taşıyan Edremit Körfezi’nden 10 Km. içeride bulunan ilçemizin nüfusu 52520´tür. Yüzölçümü 708 Km2 olan Edremit’in 15 mahallesi, 4 beldesi ve 20 köyü vardır. 39 derece 35 dakika enlem dairesi ile 27 derece 01 dakika boylam dairesi arasında yer alır. E 87 karayolu üzerinde bulunan Edremit’in deniz seviyesinden yüksekliği 16-25 metredir. Doğusu Havran ilçesi, güneyi Burhaniye ilçesi , Edremit Körfezi ve Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi, kuzeyi ayni ilin Bayramiç ilçesi ile çevrilidir. Kazdağı, Eybek Dağı ve Gürgen Dağı Edremit’in kuzeyinde yer alır. Edremit’in sahil şeridinde yer alan dört beldesi Zeytinli, Akçay, Güre ve Altınoluk birer turizm merkezidir. Temiz denizi ve plajları, keyifli bir tatil için idealdir. Ulaşım açısından çeşitli alternatifleri olan Edremit’e hem karayolu, hem havayolu hem de denizyolu taşımacılığı vardır.Türkiye’nin en işlek karayolları üzerinde bulunan Edremit Balıkesir’e 87 Km, Çanakkale’ye 130 Km, İzmir’e 201 Km, Ankara’ya 619 Km ve İstanbul’a 483 Km mesafededir. Edremit’in Bostancı köyü yakınında bulunan Körfez Havaalanı Uluslar arası Hava Limanı olarak Nisan 2010 dan sonra tekrar faaliyete girecektir. Havayoluyla Edremit-İstanbul arası 35 dakikadır. Bandırma-Yenikapı arasında çalışan hızlı feribot ile Edremit’e 4-5 saatte ulaşılabilir. Edremit Tarihçesi Edremit Milattan 1443 yıl önce PİDASUS adı ile Burhaniye İskelesi civarındaki Karataş Mevkiinde kurulmuş bir şehirdir. Truva-Bergama yolu üzerinde bulunmasından dolayı bir çok baskınlara uğramış bir ara, harap bir halde Lidya Kralı KREZÜS ün eline geçmiştir. Kralın kardeşi bu şehri yeniden yaptırmış hatta süslemiş ve kendi adı olan ADRAMYS ismini vermiştir. M.Ö. 548 yılında İranlıların, M.Ö. 241 yılında Bergama Krallığının eline geçen Edremit, zengin devrini yaşamaya başlamış, bağlı olduğu Bergama Krallığına rakip olmuştur. Bu devir 109 yıl sürmüş ve şehir M.Ö. 132 yılında Romalıların eline geçmiştir. M.S. 1076 yılında önce, Selçuklu Sultanı Süleyman Şahın, sonrada Veziri Ebülkasımın orduları tarafından üst üste iki defa istilaya uğrayan Edremitliler,şehri terk edip etrafa yayılmaya başlamışlardır. M.S. 1090 yılında şehir, Tıryanus adlı bir şahsın yardımı ile şimdiki park yanındaki Akpınar çevresine kurulmuştur. M .S. 1231 yılında, Türk akıncıları Edremit’e saldırmış ve çetin savaşlardan sonra, Türk Komutanı Yusuf Sinan’a şehrin anahtarı teslim edilmiştir. 1336 yılında Karesi toprakları Osmanlı Ülkesine katıldığından, Edremit’te Orhan Gazi tarafından Osmanlı Devleti hudutları içine alınmıştır. 1453 yılında Bizanslıların kışkırtması ile Rumlar Edremit’e saldırmış ve kasabayı yakıp yıkmışlardır. Bu sırada Madra Dağında avlanmakta olan Saruhan Beyi durumu öğrenmiş, askerleri ile düşmanı kuşatarak kılıçtan geçirmiştir. Edremit baskınını öğrenen Fatih Sultan Mehmet bu işte Bizans Krallığının parmağı olduğunu anlamış ve bu baskın üzerine çıkardığı ferman, şehrin hayatiyeti bakımından büyük değer taşır. Ferman şudur: ‘BUNDAN SONRA EDREMİT KÖRFEZİ İLE ÇEVRESİNDE RUMLARDAN HİÇBİR KİMSENİN YURTLANMASINA İZİN YOKTUR.YAPANLAR, YAPTIRILANLAR ÖLDÜRÜLÜR.’ 1461 yılında, Midilli Adası Beyi Nicolas ayaklanmıştır. Bu olayı öğrenen Fatih Sultan Mehmet Edremit’e gelerek 26 gün kalmış ve süre zarfında 67 gemi inşa ettirilmiştir. Bilahare, üç tersanede yaptırdığı 67 gemi 2000 Leventlik Ordusu ile Altınova kıyılarından Midilli Adasına saldırmış, 1462 yılında yenilen Midilli Adası Beyi Fatih’in ayaklarına kapanmış, kaleyi teslim ederek af dilemiştir. 1841 yılında Nahiye Merkezi olan Edremit’e ilk Nahiye Müdürü olarak Hoca Gâni Hümayunundan Salih Efendi atanmıştır. 1867 yılında kaza merkezi olan Edremit’e Şerif Paşa Mahdumu Ahmet Bey ilk Kaymakam olarak atanmıştır. 1877 yılında Belediye Teşkilatı kurulmuştur. Edremit, İstiklal Savaşında öncülüğünü yapmış, düşmana ilk kurşunu atan Edremit olmuştur. Yurdun o karanlık günlerinde; Edremit’te Kaymakam olan Hamdi Bey 15.09.1919’da Edremit’te kurduğu Kuvayi Milliye Teşkilatı ile Akbaş Baskınını düzenleyerek, ele geçirdiği çok sayıda silah ve mühimmatı orduya aktarmıştır. 30.06.1920 tarihinde Soma ve Balıkesir cephelerinin bozulması üzerine silahını bırakmak zorunda kalmıştır. 797 gün işgal altında kalan Edremitliler birçok tehlikeler geçirmiştir. 09.EYLÜL.1922 günü, düşmanı kovalayan Türk Süvarilerine kavuşmuş ve onları bağrına basmıştır. Bu gün her yıl parlak törenlerle Kurtuluş Bayramı olarak kutlanmaktadır.
10 Nisan 2014'de eklenmiş
Kazdağları Otelleri

Warning: Wrong parameter count for strpos() in F:\root\vhosts\akcayotelleri.net\httpdocs\wp-content\themes\rehber\sistem.php on line 343
Kaz Dağı, ya da Kaz Dağları olarak iki biçimde adlandırılan dağ büyük ölçüde Biga Yarımadası’nda uzanmaktadır. Kaz Dağları, batıda Dede Dağı, ortada esas Kaz Dağı ve üç tepesi (kuzeyde Babadağ, ortada Karataş tepe, güneyde Sarıkız tepesi) doğuda Eybek Dağı, kuzey doğuda Gürgen Dağı ve Kocakatran Dağı’ndan oluşur. Üç tepesi olan esas Kaz Dağı’nın en yüksek tepesi 1774 metre olan Karataş tepesidir ve Balıkesir’in Edremit ilçesi Güre beldesinin kuzey-kuzey batı istikametine düşmektedir. Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Ayazma mesire yeri ise Kaz Dağı zirvesinin kuzey batısına düşmektedir ve mesire yerine ulaşmak için Bayramiç’ten yaklaşık 17 km’lik Evciler Beldesi yolunu takip edip Evciler’den sonra 6 km’lik yol aşılarak ulaşılabilir. Bölgedeki en önemli merkez Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu ve Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Altınoluk beldeleridir. Bitki örtüsü Kaz Dağı çevresi büyük ölçüde ormanlar ile kaplıdır ve yakınında yerleşim oldukça seyrektir. Üst yokuşlardaki ormanlar başlıca Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) Türkiye’de yalnızca Kazdağı’nda yetişen endemik bir göknar alt türüden oluşur.Dağın kuzey yamacında alt kesimlerde meşe ve bazı maki elemanları görülür.daha yükseklere çıkıldıkça meşe-kestane-gürgen meşe-karaçam görülür.Kayın da kazdağı bitki örtüsünün önemli bir kısmını oluşturur.Yaklaşık 600-700 m yükseklikten sonra kazdağı göknarı ile birlikte güzel görüntüler oluşturmaktadır. 10 Eylül 2012 tarihinde, saat 13:30 civarında çıkan ve 11 Eylül akşamı kontrol altına alınabilen, Kaz Dağları eteklerindeki 5 milyon metrekarelik alanı etkileyen bir orman yangınında çıkmıştır. Yangında ağırlıklı olarak kızılçam ve karaçam ile az miktarda zeytin ağacı ve tarım arazisi yanmıştır. Akarsular Batıdan Tuzla Çayı ve Kara (Skamandros) Menderes Çayı, kuzeyden Gönen Çayları doğar. Yarımadadaki önemli akarsulardan Karamenderes ve Biga Çayı ile çevredeki köy ve diğer yerleşim yerlerine içme suyu sağlayan küçük ölçekli kaynaklar bu dağdan doğmaktadır. Kazdağı Millî Parkı Balıkesir, Edremit’te yer alan doğa temalı milli parkdır. Marmara ve Ege bölgeleri arasında sınır oluşturan Kazdağı’ndan ismini alır. Bulunduğu geçiş iklimi ve yakın bölgedeki tek yüksek dağ olan ve ayrıca Biga yarımadasında doğu-batı doğrultusunda uzanan dağ arazilerini kapsar. Kazdağı etrafında efsaneler Kazdağları ve çevresinde anlatılan hikâyeler, ritüeller ve çeşit çeşit inanışların temelinde miras olarak bir sonraki nesle kalmış, sentezlenmiş bir kültürün varlığını hissedilir. Bölgeye yerleşen bir halk önceki halkların sözlü mirasına kendilerinden de eklentiler yaparak yeni yeni anlatılar ortaya çıkarmıştır. M.Ö. 7000’li yıllardan günümüze kadar motifler ortak olarak kullanılmıştır. Yöredeki milletler, dinler ve mezhepler sürekli değişmekle beraber, değişmeyen “havasından mıdır yoksa suyundan mı”dır bilinmez insanların düşünce tarzı oldu. Mitolojide, doğa şartları insan zihnini etkileyen en temel faktör olarak karşımıza çıkar. Yüksek ve heybetli bir dağ, denize akan bir nehir, bazen taşlık bazense bereketli bir toprak , deniz ticareti yapamaya elverişli kıyılar: Troya, Sarıkız, Hasanboğuldu anlatıları için son derece uygun koşullar yörede hazır bulunmaktadır. Kazdağı, söylenceler açısından da oldukça zengindir. Adı antik Grek mitolojide İda olarak geçimektedir. Antik dönem efsaneleri Kazdağı, Antik dönemlerde “İda” olarak adlandırılmış ve pek çok önemli olaya ev sahipliği yapmıştır. İsminin Giritli denizciler tarafından, Girit’te Zeus’un doğduğu İda Dağı’na atıfta bulunmak için İda konduğu mitolojide yer alır. Bundan ötürü dağ Yunan mitolojisinde önemli bir yere sahiptir. Homeros’un İliada destanında “bin pınar İda” olarak geçmektedir. Homeros İlyada’da ‘‘Bol pınarlı, vahşi hayvanların anası’’ olarak İda Dağı’ndan sık sık bahsediyor. Efsaneye göre Hera, Afrodit ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan o meşhur güzellik yarışması burada yapılmış, Zeus burada doğmuş, anrılar Truva Savaşı’nı buradan izlemiş ve Afrodit ilk kez burada aşık olmuş. Küçükkuyu’nun kuzeyinde, Adatepe köyünün güneyindeki geniş bir alana hakim bir tepede Zeus Altarı isimli bir tapınak bulunmaktadır. Rivayet olunur ki, yüce Zeus bu tepede Afroditle sevişir ve bir yandan da savaş yönetirmiş. Kaz Dağı Sarıkız Efsanesi Kaz Dağı’nın İran’a kadar uzanan bir İslami Sarıkız efsanesi vardır. Kazdağları’nın en ünlü Islami efsanesi Sarıkız inanışıdır. Sarıkız efsanesi Türkmen köylülerinin söylencelerinde buyuk yer alır. Çeşitli versiyonları mevcuttur.
10 Nisan 2014'de eklenmiş